Zaman Gazetesi
er ya da geç Zaman Gazetesi okuyacağım diyenler (16)
| - Zaman Gazetesi okumuş 283 kişi var. verdikleri ortalama puan: 6.78 |
yorumlar, değerlendirmeler
- bu başlığı okumasitesi'ne ekleyen: Kadir Sarı
Zaman Gazetesi konusunda yorumun mu var?
bu sitede okuduklarını ve okumak istediklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
kimler okumuş? (283)
-
Sarkastik Sarka verdiği puan: 9
"süper bir şey!"
Suna Kafka verdiği puan: 5
"vasat"
Ince Memed verdiği puan: 6
"iyidir"
Fatih Ozdemir verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"







Reklam ve tasarım yönüyle ülkemizdeki diğer gazetelere on basar.Özellikle reklamını izlerken bakar kalırsınız ekrana.Öyle güzel.
Sinan Çetin neden evet diyecek
http://www.zaman.com.tr/multimedya.do?tur=video&aktifgaleri=8521&title=sinan-cetin-neden-evet-diyecek
Okuyucuları ahlaktan yoksundur. Göz göre göre hırsızlık yapılır. Okuyucularının bazıları da bu hırsızlığın fiilen içerisindedir. Ama ahlaksızlık okadar diz boydur ki bunu görmezden gelirler, saklarlar, gizlerler. o yüzden başka yayın organlarnın okunmasına izin vermezler.
Okuyucularının kaldığı bazı örgüt evleri; gece yarısı ansızın kontrol edilir. Koydukları yasaklar çiğneniyor mu çiğnenmiyor mu diye; evde farklı yayınlar var mı yok mu diye... Kendilerinin söylediği dışında kimsenin birşey bilmesini öğrenmesini istemezler. Din iman adı altında okuyucularını siyasi propagandaya yıllarca maruz bırakır. Okurlar artık onlar ne yazarsa kayıtsız şartsız kendilerinden daha fazla inanırlar. onlr ne derse onu yaparlar. Okuyucularını kendi devletine ve halkına düşman kılarlar. Bu düşmanlık içerisinde de her yolu mübah sayarlar.
Hırsızlık,
İftira,
adam kayırma,
torpil,
çalma,
kandırma,
sahte belge,
yalan,
çarpıtma,
örtbas etme,
görmezlikten gelme,
işine gelmeyince gürültü yapma,
devlete örgüt olarak sızma,
dini istismar,
dini ticaret için kullanmak,
dini siyaset için kullanmak,
dini kişisel çıkar için kullanmak,
her yolu mübah saymak,
düşmanlık beslemek,
kışkırtmak
ve her türlü yolu denemekten çekinememek bunların işdir.
ALLAH BUNLARIN HESABINI SORAR!
SORACAK!
İnansanız da soracak, inanmasanız da soracak!
Heron ve Neron sadece bir kafiyeden ibaret değildir beyler!
Bugün Gazetesi yazdı. Belgelerini ortaya koydu.
Taraf Gazetesi yazdı. Belgelerini ortaya koydu.
Zaman Gazetesi yazdı. Belgelerini ortaya koydu.
İsrail'den alınan Heron adlı İnsansız Hava Araçlarının, PKK'ya çok zayiat verdiriyor diye düşürülmesini isteyen telsiz konuşmaları, içeride yıllardır nasıl bir kanlı-kirli işbirliği olduğunu gözler önüne serdi.
Neşe Düzel'in PKK'yı çok iyi bilen Kürt aydınlarıyla yaptığı söyleşiler de PKK ile Derin Devlet işbirliğinin tanıklık notları olarak kayda geçti. Zaman yazarı Hüseyin Gülerce'nin satırlarıyla devam ediyorum:
Ama asıl korkunç haber, 2 Ağustos'ta Taraf'ta manşet oldu: Generaller askerlerin ölümünü seyretti... Meğer Hakkari'nin Çukurca ilçesi 3. Taktik Tümen Komutanlığı'na bağlı Hantepe askerî bölgesinde, 20 Temmuz'da 7 askerimizin şehit edilmeleri, bölgeye gönderilen insansız hava aracı (Heron) tarafından naklen yayınlanmış. Ekranlardan seyretmişseniz, o görüntülere can dayanmaz. Mevzideki askerlerimizin üzerine el bombası atılıyor. Kaçanlar kurşuna diziliyor. Mevzilere tekrar giriliyor, askerlerimizin cesetlerine bir daha kurşun sıkılıyor. Bu görüntülerin 30 merkezden seyredildiği söyleniyor. Tam bir saat PKK militanları orada oyalanıyor. 15 dakika mesafede helikopter var, kalkmıyorlar. Bu nedir Allah aşkına? Buna TSK mensubu hangi subay katlanabilir? Demek yüreği dayanamayanlar oldu, görüntüleri Taraf Gazetesi'ne gönderdiler. İhanet bile bu olayı izah edemez. Çok korkunç bir şey.
***
Analarının 9 ay karınlarında, en az 5 yıl kucaklarında taşıyıp ninnilerle, türkülerle, dualarla büyütüp, En büyük asker bizim asker nidaları ile alınlarından öperek, Kumandana teslim edip Allah'a havale ettiği delikanlıların başına gelenler bu!
'Taraf'taki haberin görüntülerini seyretmeye can dayanmaz' diyen Hüseyin Gülerce, canlı yayında askerlerinin öldürülüşünü seyredip de kılı kıpırdamayan kumandanlar konusunda Genelkurmay'dan hiçbir açıklama yapılmaması dolayısıyla yazısına Heronların sessizliği başlığını atmış.
Neronların sessizliği demeliydi bence
Heron bir alet nihayetinde ve her şey o aletin kimin elinde, nasıl kullanıldığına bağlı.
Neron ise Roma'yı, yakıp tutuşan şehri ve insanları zevkle seyreden imparator!
Taraf'ın gözlere sokup, Gülerce'nin güç-bela tasvir etmeye çalıştığı 7 şehit manzarasını seyredip de kılları kıpırdamayanların Neron'dan ne farkı vardır?
Ve neden sessiz kalınmaktadır?
***
Pazartesi günü öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı binasında kritik YAŞ toplantısı sürerken karargâhın önünde bir ilk yaşandı. Genelkurmay binasının karşısında, Dikmen Caddesi ile İnönü Bulvarı'nın kesiştiği yerde toplananlar 27 Mayıs 2009'da Hakkâri Çukurca'da mayına basarak hayatlarını kaybeden altı askerden Ziya Bener, Adil Yıldız, Kemal Özevin, Cafer Çelik ve Deniz Demirci'nin aileleriydi.
Taraf Gazetesi'nde Yıldıray Oğur da yukarıdaki satırları yazdı.
Bu aileler Genelkurmay'ın önüne Çocuklarımızı size emanet ettik, neden onları PKK öldürdü dediniz, neden mayınları kendinizin döşediğini itiraf etmediniz, niye emanetlerimize ihanet ettiniz? diye hesap sormaya gelmişti.
Yıldıray Oğur, o ailelerin oradan nasıl uzaklaştırmaya çalışıldığını anlattıktan sonra, Doğan Grubu gazetelerinin ve yazarlarının neler yazdığını sonra bir yıl önce sıralayıp, Genelkurmay önünde çocuklarının kanını soran ailelerin protestosundan tek satır bile haber yapılmadığını aktarmış.
Bir tek Eyüp Can, Hürriyet'te 'YAŞ'ı bırak KURU'ya bak' başlığı altında yazdı.
O kadar!
Hedonist Belaltı Medyası'nın Tavşan Kardeş ile Kurt Adam karışımı kreatisyeni Ertuğrul Özkök, Referandum'da Evet çıkması halinde neler olabileceğini anlatan bir korku edebiyatından bahsediyordu cuma günkü yazısında.
Asıl korkunç olanı görmeyip, hazza dayalı yaşam biçiminin yok edileceği senaryosu üzerinden korku filmi üretmek için sadece Eşek Kafalı olmak yetmez, Neron Kalbi de taşımak gerekir.
***
Bu Anayasa'nın kayısıya bir faydası olacak mı sevgili Malatyalılar! Olmayacak! Öyleyse Hayııır! diyerek, alakaya çay demleme sanatında Kenan Evren'i sollayıp geçen CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Neronların Sessizliği'ni paylaşanlardan...
Dersim'de katledilen dedelerinden Eline beline diline sahip ol diye nasihat alıp da, Önder Sav gölgesi altında hiçbirine sahip çıkamayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, mağaralara sokularak yakılmış ceddine kendi partisi içinden yapılan hakarete nasıl sessiz kaldı ise ne uğruna kurban edildikleri açıklanamayan şehit askerler için yeri göğü inletmesi elbette beklenemez.
O kendisine izin verildiği ölçüde meydanlarda stand-up yapmaya devam edecektir.
Ne demişti Dersim'de Seyyid Rıza:
Yazıktır, zulümdür, günahtır!
Neron ne bilsin Seyyid Rıza'yı?
***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli içinse söyleyecek tek kelime dahi bulamıyorum!
Ne sözlükler, ne kamuslar, ne ansiklopediler, gömüldüğü sandıktan şehit cenazelerindeki tekbir nidalarıyla çıkan Bahçeli'nin Neronların Sessizliği'ndeki paydaşlığını ifade etmeme yetecek kelime barındırmıyor!
Onu sadece ülkücü ruha havale edebilirim ancak!
***
Ve hükümet!
Şayet YAŞ krizi bunlar nedeniyle ortaya çıkmamışsa, Başbakan Erdoğan, paşalara Heron ve Neron bir kafiyeden ibaret değildir beyler! diye sormamışsa!
Toprağın altı, üstünden daha hayırlıdır
Ahmet TEZCAN 8 Ağustos
artılarıyla eksileriyle mevcudun en iyisi denilebilir. bazı arkadaşların gazetenin yazarları hakkında yaptığı yorumları okudum da çok şaşırdım. gazetecilik Türkiye'deki örneklerinden çok farklı bir şeydir aslında. içerisinde her görüşten her kültürden farklı renkleri barındırmalıdır. böyle bir gazete okumak demek Türkiye'de 4-5 gazete okumaya bedeldir. Türkiye'de malesef her şeyde olduğu gibi gazetelerde ideolojilerin sesi olmaya çalışıyor. bu nedenle hakikate ulaşabilmek için 5 ayrı gazeteyi okumak gerekiyor.
İçinde Sevr antlaşması ''Barış antlaşmasıdır'' diyen bir adamı barındıran gazete için ne söylenebilirki...
Yine yazacağım bir şeyler ya.sabır da sabır.
içinde resimden çok yazı olan tek keliteli gazete.Ayrıca cemaatten olmak gerekmiyor beğenmek için.
Sonuçta ne kadar iyi de olsa bir cemaat gazetesi ve belli bir misyonu var. Fakat Şahin Alpay,Eser Karakaş, Atilla Yayla gibi okunmaya değer yazarları bünyesinde bulunduruyor.
Elime ne zaman alsam okuyacak bir şey bulamayıp bıraktığım gazetedir.. Aslında hiç gazete okumam.
Gazete mensup olunan ideolojiye destek olunmak için alınan kağıttan ibarettir.. 'gazete okumak' eskide kaldı şimdilerde 'gazete almak' fiili daha iyi ifade ediyor günümüzün gastelerini..