Gün Olur Asra Bedel

Gün Olur Asra Bedel okumak isteyen bünyeler (61)

- Gün Olur Asra Bedel okumuş 197 kişi var. verdikleri ortalama puan: 8.00

yorumlar, değerlendirmeler  

Şeyma-Çelik

Küçük şeylerle mutlu olabilmenin anlatıldığı en güzel romanlardan birisi ayrıca insanoğlunun refah ve huzuru için daha kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini de çok güzel anlatır kitap. Mükemmeldi:)

  Şeyma Çelik    12 Temmuz 2013 18:02   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Karahan-Farabi

vakti ile okuduğum en değerli bir eser kitap okumanın dışın da sizi romanda yaşatıyor kanımca suç ve ceza dengesinde bir eser

  Karahan Farabi    19 Haziran 2013 23:08   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Dilara-Türkeli

Okumayan kaldı mı? :)

  Dilara Türkeli    18 Mayıs 2013 02:55   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Kitapçı

iki defa başladım sonra bıraktım nasip üçüncü defa da okumakmış okumaya da değermiş

  Kitapçı    18 Aralık 2012 14:27   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Fatih-Ekinci

Aytmatov bu kitap ile ölümsüzlüğe ulaşmıştır bence, yaşadığı topluma tutduğu ayna ve bu ayna da gödüğü gerçeğin yansımasıdır bu kitap.Bir sistem ama herkes için değil, bir sitem kimsenin duymadığı ve büyük yalnızlık.Toplumun kalbine yerleştirilen yapaylık ile öz arasındaki derin uçurumun anlatıldığı, bu ikisi arasına sıkışan insanın hikayesidir.Değiştirir insanı ve baktığı her yerde karla kaplı bir demir yolu gördürür.Uzak bozkır yalnızlığı aratır sebebsiz.Kara trenlerin vagonlarına hüzün yükletir.

  Fatih Ekinci    27 Mayıs 2012 13:44   bayıldım! (1 puan) yorumla!(0 yorum)
Emine-Bozkulak

okuyabilmek için bayaa uğraşmıştım :)

  Emine Bozkulak    13 Mayıs 2012 23:32   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Durdu-Mehmet-Gider

lanet olası sözde sosyalist özde faşist yıllarıma geri döndüm okurken.Adam da çok çekti. nur içinde yatsın.

  Durdu Mehmet Gider    21 Ocak 2012 19:28   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Bİlal-Yeşİlöz

Kitabın en şöhretli bölümü Mankurt efsanesi bölümü, birçok defa karşıma çıkmıştı, bana bu kitabı okutturan bölüm desem yalan olmaz, nette birçok yerde var bir de okuma sitesinde olsun:

Ana-Beyit mezarlığının bir efsanesi, Juan-Juanlar'ın bozkırı işgal ettikleri çağlara dayanan bir hikayesi vardı: Sarı-Özek'i işgal eden Juan-Juanlar tutsaklara korkunç işkenceler yaparlarmış Bazen de onları komşu ülkelere köle olarak satarlarmış Satılanlar şanslı sayılırmış, çünkü bunlar bazen bir fırsatını bulup kaçar, ülkelerine dönerek Juan-Juanlar'ın yaptığı işkenceleri anlatırlarmış Ama asıl işkenceyi, genç ve güçlü oldukları için satmadıkları esirlere yaparlarmış İnsanın hafızasını yitirmesine, deli olmasına yol açan bir işkence usulleri varmış Önce esrin başını kazır, saçları tek tek kökünden çıkarırlarmış Bunu yaparken usta bir kasap oracıkta bir deveyi yatırıp keser, derisini yüzermiş Derinin en kalın yeri boyun kısmı imiş ve oradan başlarmış yüzmeye Sonra bu deriyi parçalara ayırır, taze taze, esirin kan içinde olan kazınmış başına sımsıkı sararlarmış Böylece sarılan deri, bugün yüzücülerin kullandığı kauçuk başlığa benzermiş Buna 'Deri geçirme işkencesi' derlermiş Böyle bir işkenceye maruz kalan tutsak ya acılar içinde kıvranarak ölür, ya da hafızasını tamamen yitiren, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir MANKURT yani geçmişini bilmeyen bir köle olurmuş Bir devenin boynundan beş-altı kişinin başını saracak deri çıkıyormuş Bundan sonra, deri geçirilen tutsağın boynuna, başını yere sürtmesin diye, bir kütük ya da tahta kalıp bağlar, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye uzak, ıssız bir yere götürürler, elleri ayakları bağlı, aç, susuz, yakan güneşin altında öylece bir kaç gün bırakırlarmış Bu tutsaklar birer mankurt olmadan yakınları bir baskın düzenleyip onları kurtarmasın diye, yanlarına gözcüler koyarlarmış Açık bozkırda her taraf kolayca görüldüğü için gizlice gelip baskın yapmak kolay olmazmış

Juan-Juanların bir tutsağı mankurt yaptıkları duyulur, öğrenilirse, artık onu en yakınları bile gerek zorla, gerek fidye vererek kurtarmak istemezlermiş Çünkü bir mankurt, eski vücuduna saman doldurulmuş bir korkuluktan farksız olurmuş onlar için.

Bununla birlikte bir defasında, adı tarihe Nayman Ana olarak geçen bir göçebe kadın, oğlunun başına gelenlere dayanamamış, onu kurtarmak istemiş Efsane böyle anlatır Ana-Beyit mezarlığının adı da buradan gelir Ana-Beyit 'ana barınağı, ana huzuru' demektir

Sarı-Özek'in kızgın güneşine 'mankurt' olmaları için bırakılan tutsakların çoğu ölür, beş-altı kişiden ancak bir ya da ikisi sağ kalırmış Onları öldüren açlık ya da susuzluk değil, başlarına geçirilen soğumamış deve derisinin güneşte kuruyup büzülmesi, başlarını mengene gibi sıkıp dayanılmaz acılar vermesiymiş Bir yandan deve derisi büzülüyor, bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp başına batıyormuş Asyalılar'ın saçları fırça gibi sert olur zaten Kıllar üste doğru çıkamayınca içeri doğru uzar ve diken gibi batarmış Bu dayanılmaz acılar sonunda tutsak ya ölür ya da aklını, hafızasını yitirirmiş Juan-Juanlar'ın işkencenin beşinci günü 'sağ kalan var mı?' diye gelip bakarlarmış Bir teki bile sağ kalmışsa, amaçlarına ulaşmış sayarlarmış kendilerini Hafızasını yitirmiş tutsağı alır, boynundaki kalıbı çıkarır, ona yiyecek verirlermiş Köle zamanla kendine gelir, yeyip içerek gücünü toplarmış Ama o bir mankurt imiş artık ve böyle bir köle, pazarlarda , güçlü-kuvvetli on tutsak değerinde sayılırmış Hatta Juan-Juanlar'ın arasında bir gelenek varmış ki buna göre , aralarında çıkan bir kavgada bir mankurt öldürülürse, bunun için ödenecek bedel, hür bir insanın ölümü için ödenecek bedelden üç kat fazla olurmuş

Bir mankurt kim olduğunun, hangi soydan, hangi kabileden geldiğini, anasını, babasını, çocukluğunu bilmezmiş İnsan olduğunun bile farkında değilmiş Bilinci, benliği olmadığı için efendisine büyük avantaj sağlarmış Ağzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı düşünmeyen, bu yüzden de hiç tehlike arz etmeyen bir köle imiş Köle sahibi için en büyük tehlike, kölenin başkaldırması, kaçmasıdır Ama mankurt isyanı, itaatsizliği düşünemeyen tek varlıkmışEfendisine köpek gibi sadık, onun sözünden asla çıkmayan, başkalarını dinlemeyen, karnını doyurmaktan başka bir şey düşünemeyen bir yaratık En pis, en güç işleri, büyük sabır isteyen çekilmez işleri gık demeden yaparlarmış Sarı-Özek'in ıssız, engin, kavurucu çöllerine ancak bir mankurt dayanabileceği için, buralarda deve sürülerini gütme işi onlara verilirmiş Böyle yitik yerlerde, bir mankurt bir kaç kişiye bedelmiş yanına yiyeceğini, içeceğini verince, kış demeden, yaz demeden , o ilkel hayata dönüşten dolayı sızlanmayı düşünmeden kalabilirmiş bozkırda Onun için düşünmeden kalabilirmiş bozkırda Onun için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmekmiş Açlıktan ölmemesi için yiyecek, donmaması için eski püskü giyecek verdiniz mi, başka bir şey istemezmiş

Bir tutsağın içine korku salmak için ona kafasının uçurulacağını ya da başka bir yerinin kesileceğini bildirmek; onun hafızasını silme, son nefesine kadar taşıyacağı ve başkalarının anlayamayacağı yegane kazancı olan bilincini kökünden yok etme cezası yanında hiç kalır

  Bİlal Yeşİlöz    14 Aralık 2011 00:49   bayıldım! (6 puan) yorumla!(1 yorum)
Serpil-Er

cevgiz aytmatovu bu kitapla tanıdım ve bu kitapla birlikte hayran oldum.heleki kitapta anlatılan mankurt gerçeğini hafızamdan silsemde gitmez.özel bir yazardan çok özel bir kütüphane eseri benim için....

  Serpil Er    22 Kasım 2011 19:25   bayıldım! (1 puan) yorumla!(0 yorum)
Emine-Gök38

herkesin okuması gereken bir kitap farklı dünyalar farklı hayatlar..

  Emine Gök38    22 Kasım 2011 19:07   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
1  2  3  7  8  9  Sonraki Sayfa >>  
- bu başlığı okumasitesi'ne ekleyen: Rıdvan Yavaş

Gün Olur Asra Bedel konusunda yorumun mu var?

bu sitede okuduklarını ve okumak istediklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.

kimler okumuş? (197)

görseller (3)

kategoriler