Gecenin Sonuna Yolculuk
er ya da geç Gecenin Sonuna Yolculuk okuyacağım diyenler (36)
| - Gecenin Sonuna Yolculuk okumuş 24 kişi var. verdikleri ortalama puan: 8.88 |
yorumlar, değerlendirmeler
- bu başlığı okumasitesi'ne ekleyen: Editör Cin
Gecenin Sonuna Yolculuk konusunda yorumun mu var?
bu sitede okuduklarını ve okumak istediklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
kimler okumuş? (24)
-
Bİlal Yeşİlöz verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
Inan Delibaş verdiği puan: 8
"bomba gibi!"
Selma Köksal verdiği puan: 8
"bomba gibi!"
Lucid Dream verdiği puan: 9
"süper bir şey!"






Fazla söze gerek yok kitabı anlatmak için. Sadece tek bir şey gecenin sonuna kendiyle birlikte okuyanları da sürüklemiştir. İyi de yapmıştır
çok mu hızlı okudum(2 gün)? bir daha okusam bu kadar hızlı okur muyum? zaman geçirmeden(vazgeçmeden) bir daha okumalıyım. sonra bir daha. ve bir daha, bir daha, daha, daha, daha...
bitti... şimdi tekrar başladım...
Fransız yazarın ülkemizde yayınlanmış ilk ve tek romanı. Zevkle okunmayan ancak edebiyatın roman dalı ile ilgili olanların atlamaması gereken bir kitap... Bildiğimiz roman kurgusundan ziyade bir yaşam öyküsü gibi kaleme alınmış. Tıp doktoru olan yazar birinci dünya savaşının son günlerinde orduda görevliyken (dolayısıyla savaşta) başlayan anılarını daha sonra Afrika’da, Amerika’da ve tekrar döndüğü Fransa’da devam ettiriyor. Kendisi de savaşta yaralanmış bir asker zaten. Roman 1930’larda yayınlanıyor, anladığım kadarıyla yenilikçi ve anarşist dili nedeniyle eleştiri alıyor, sonra yıllar boyunca bahseden olmuyor, derken sonradan bulunan el yazmalarıyla tekrar gündeme geliyor. Yazarın bir özelliği de Hitler’i desteklemesi ve Yahudi düşmanı olması. Başkarakter Ferdinand Bardamu, tam bir looser, her değere karşı bir anarşist... Vatan, millet, din, aşk, sevgi... hiçbir değeri kabul etmiyor, kutsal sayılabilecek ne varsa alay ediyor. Herkesin de kendisi gibi üçkâğıtçı ve hilebaz olduğunu kabul ediyor... Koca romanda sadece küçük bir çocuğun doktorluğunu yaparken birkaç sevgi-ilgi-acıma kırıntısı hissediyorsunuz o kadar... Annesinin kendisine duyduğu sevgiyle bile alay ediyor “Sonunda anama mektup yazmıştım. Beni yeniden görebildiğinde çok sevinmişti, anam, elinden alınan yavrusuna sonunda kavuşmuş dişi bir köpek gibi ağlaşıyordu. Herhalde beni öperek bana çok yardımcı olduğunu da düşünüyordu, ama yine de dişi bir köpek kadar olamıyordu.” Koltuğuma uzanıp heyecanlı ve sürükleyici bir kitap okuyayım diyenler hiç bulaşmasın.
çeviri okumayı sevmiyorum. sanki bir şeyler kaçırıyormuşum gibi hissederim ve tedirgin olurum hep. Uzun zamandır Fransızca ve Rusça öğrenmeyi istememe rağmen Türkçe çevirisinden okumam gereken kitabın sonundaki çevirmen notunu kitapla birlikte çok sevdim. daha önce karşılaşmadığım, muzipçe kitaba eklemlenmiş ve kitabın bir parçası haline geldiğini hissettiğim bir yazıydı. yine de orjinalini okumayı dört gözle bekliyorum..
Bardamu için iki kelam etmeli aslında. Huzursuzun teki mi, tutunamayangiller familyasından mı?
Bardamu zor adam. Açgözlü alçağın teki, maymun iştihalı, ayran gönüllü, hiçbir baltaya sap olamayacak bir hoşnutsuz. Buna rağmen sonuna kadar kızamıyorsunuz, sövüp savuşturamıyorsunuz çünkü bir bakmışsınız bütün o kötü sıfatların tam aksi şeyler yapabiliyor. Asla bir tutunamayan değil ve olamaz ama bal gibi de tutunamıyor işte. Zor dostum, zor.
Bu kafa karışıklığına şahit olursunuz da Gecenin Sonuna Yolculuk kitabını okumaz mısınız?
celine hayatı boyunca hep nietzsche'ye karşı yazmıştır.Ama bunu asla kabul etmez.Aforizmaları beğenenler için...
Hayatımda önemli bir dönüm noktası. Louis Ferdinand Celiné ve onun muazzam romanı.
Kanla ve özdeyişlerle yazan, okunmak değil, ezberlenmek ister.
Friedrich Nietzsche
Dr. Louis-Ferdinand Destouches ya da Céline (1894-1961), Gecenin Sonuna Yolculuk'u 1932'de yazdı. 1. Dünya Savaşı'nın ardından, ikincisine çeyrek kala. Kan kokuyor. Kan, yoksunluk, hastalık, ölüm, sıcak, tuvalet, yara, et, yine de kahkaha...
Biz, tam yetmiş yıl sonra, yeniden indiriyoruz Yolculuk'u kızağından. Adını hiçbir şeyle birlikte anmadan, karşılaştırmalar yapmadan. Bir biçem, bir dil, gecenin sonunda insanlığın en aşağı katmanlarıyla bir yüzleşme, bizi içeri, daha içeri çeken, boynumuza parmaklarını geçiren, ısıran, tüküren, hırlayan, ölesiye korkan ve korkutan. Yani yaşayan. Bir kıpırdanma başladı bile, parmaklarımızın ucunda, gözeneklerimizden içeri sızan bir şey var. Böyle bir yüzleşmeye katlanabilecek mi insan?
Gecenin Sonuna Yolculuk'un Türkçe çevirisini Yiğit Bener yaptı, yayımlanmasından tam yetmiş yıl sonra. Ortaya çıkan metni, Céline'in Türkçesini, Vüsat O. Bener, Erhan Bener okudu... ve daha birçok kişi. Yaklaşık bir altı yüz sayfa bilediler, sipsivri. Bundan sonrası geceye ait.
(Kitabın Girişinden)