Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır okumak isteyen bünyeler

- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır okumuş 5 kişi var. verdikleri ortalama puan: 9.00

yorumlar, değerlendirmeler  

Onur-Özyilmaz

1878 yılında Antalya'nın Elmalı kazasında doğan Yazır,İlk ve ortaokulu burada okuduktan sonra Aydın'da Medrese eğitimini tamamlamıştır. Ailesi İlmiyye sınıfından(Alimlerin mesleği) olup iyi eğitim almış kişilerden oluşmaktaydı. İstanbul'a gelerek Küçük Ayasofya Medresesine yerleşen Yazır, Beyazıt Camii'nde derslerine devam etmiş, Kayserili Mahmud Hamdi Efendi`den icazet almıştır. Hocasıyla isim benzerliğinden dolayı kendisine Küçük Hamdi demeye başlamış ve özellikle yazılarında bu ismi kullanmıştı.

Yazır sadece bir Din Alimi, Şair ya da çok iyi bir çevirmen değildi. Aynı zamanda Politik tutum içinde bulunan ve ülke yönetimine direk olarak katılan da biriydi. 2. Meşrutiyet'in ilanı sırasında aktiv rol oynayan hatta bunu ''Beyânü`l-Hakk'' dergisinde ki makalesinde sevinçle karşılayan Yazır, Meclis-i Mebusan'a Antalya Vekili olarak girmiştir. ''Sebilü'r-Reşâd'' ve ''Sırat-ı Müstekîm'' gibi dergilerde ve o günün gazetelerinde dini ve ilmi makaleler yazmayı sürdürdü.

Bu noktadan sonra hızla yükselen Yazır,bir yandanda Fransızca öğrenip bir yandan da Hat Sanatında kendini geliştirmeye çalıştı. Bu cabaları tamamen kendi iradesi ve bilgiye duyduğu açlıktandı. Çok yönlü bakış açısı onu 3 dilde hakim olmaya itmiş, makale ve şiirler yazarak sanatsal anlamda da adından söz ettirmiştir. Arapça ve Farsça'yı şiir yazacak kadar iyi bilen Yazır, Türkçeyi sade ve yalın olarak kullanmaya özen göstermiştir. Zaten bu durum onun iki eşsiz yapıtına can vermiş, geride kalan 80 yılda en güvenilir kaynak olarak gösterilmeye devam etmiştir.

Hakkında bir çok makale/kitap yayımlanan ve günümüzde örnek bir şahıs olarak gösterilen 2. Abdülhamid'in hayatında çok önemli bir yere sahiptir; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır...93 Harbi yenilgiyle sonuçlanmış, Osmanlı Devletinin imzaladığı gelmiş geçmiş en kötü anlaşma olan ''Ayastefanos''(1878) yürülüğe girmiş, Batılıları dahi panik yaptıran bu antlaşma yerine apar topar ''Berlin Antlaşması'' yapılmış ve Osmanlı devleti Kıbrıs, Bosna-Hersek, Sırbıstan, Romanya, Karadağ, Teselya'yı kaybetmişti. Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik yapılan ''Paris Antlaşması'' tamamen yürülükten kalkmış; 3 yıl sonra Fransa Tunus'u, İngiltere Mısır ve Sudan'ı, Bulgaristan Doğu Rumeli'yi ve İtalya da Habeş Eyaleti'ni işgal etmişti. 2.Meşrutiyet'in ilanı bile yenilgilere tepkileri azaltmamış aksine Jön Türkler ile İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri birleşerek ''31 Mart'' olayını hazırlamışlardı.Bu olaylarda zaman zaman duruma hakim olabilen 2. Abdülhamid, Selanik'ten İstanbul'a gelen Hareket Ordusu'na direnemedi. Tahtan indirilmesi hatta yargılanması sös konusu olan 2. Abdülhamid için Fetva'yı bizzat yazan, Şeyhülislam Nuri Efendi'nin karşı olmasına rağmen onu ikna eden, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'dı. Bu olay onun hayatında derin izler bırakmış; Padişah'ın sürülmesine, Meclis'in kapanmasına neden olmakla eleştirilmiş, zaman içinde Politik konularda eskisi kadar ön saflarda yer almamayı tercih etmişti. Bunda iki farklı gurubun içinde yer alması ve Fetva'yı İtiihat ve Terakki'cilerin isteği doğrultusunda yazması ve hemen sonrasında karşı cepheye geçip Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nda faliyetlerini sürdürmesi etkili olmuştu.

Şeyhülislâmlık teşkilatı içinde kurulan ''Dar-ül Hikmet-ül İslamiye'' 'ye (1918) önce aza olarak seçildi bir yıl sonrada kurumun başkanı oldu. Bu kurumun amacı İslamiyet'in maruz kaldığı tehdit ve eleştirlere cevap vermek, bir yandan da halkı bilinçlendirmekti. İttihat ve Terakki Cemiyetinin ilim şubesinin de başkanlığını gene Yazır yapmaktaydı. 1 Dünya savaşı bitiminde Damat Ferit Paşa'nın kabinesine girip Evkâf-ı Hümayun(Vakıflar) Bakanlığı görevini üstlendi.Damat Ferit Paşa'nın istifasından sonra bakanlıktan ayrılarak mecliste görev yapamaya sürdürdü.Bu arada Süleymaniye Medresesi müderrisliğine getirilmiş, bilimsel kariyeri devam etmiştir.
Kurtuluş Savaşı sırasında Padişah'ın yanında yer alan ve Ayan Meclis'in de çalışmayı sürdüren Yazır, Cumhuriyet'in ilanından sonra çalıştığı kurumlar kapatılınca ortada kaldı.Bu zaman içinde maddi olarak zorluklar çekmeye başladığı gibi ''İstiklal Mahkemesi'' tarafından hakkında tutuklama kararıda çıkarılmıştı.Fatih'te ki evine polis baskın yapmış, evraklarına el koymuş ve kendisini Ankara'ya getirmişti. Acılan davada İdam kararı istenmiş, Damat Ferit Paşa'ya yardım ve yataklık etmek, Sevr anlaşmasını imzalamak ve İşgal kuvvetlerine destek verip TBMM karşısında faliyet göstermekle suçlanmıştı. 40 günlük tutukluk süresinde avukat istememiş ve savunmasını kendisi yapmıştır.Sevr anlaşmasını asla imzalamadığını,TBMM ye karşı herhangi bir Fetva yayınlamadığını belirtmiş, Kurtuluş savaşına karşı faliyetlerde bulunmadığını da eklemiştir.Sonuçta beraat edip İstanbul'a geri dönmüş,işsiz kalıp maddi sıkıntılar çekmeye başlamıştır.Beraat kararında eski İttihat ve Terakkici olmasının etkisi olduğu düşünülmekle birlikte, dönemin etkin isimlerden biri olan Emin Paksüt'ün yeğeni olmasınında etkili olduğu ortaya atılan iddalar arasındadır.Paksüt'ün kayınpederinin davanın başkanı olması iddanın en önemli dayanak noktasıdır.

Soyadı kanunu ile Babası'nın doğum yeri olan Yazır'ı ve ön ad olarak da doğum yeri olan Elmalılı'yı kullanmaya başlamıştır.Elmalılı olarak bilinen ismine resmiyet kazandırmıştır 20 yıla yakın bir süre boyunca inzivaya çekilen, Camii'de Namaz kılmak dışında dışarıya dahi çıkmayan Yazır, bu inziva süresi içinde 2 önemli esere imza atacaktı. Bu arada Mısırlı Prens Abbas Halim'in isteği üzerine Büyük İslâm Hukuku Kâmusu'' adlı tesfir üzerine çalışmaktaydı. Ancak 1925 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendisine Kuran-ı Kerim'in Tesfir'ini yapma görevi verilence bu çalışmasını yarım bırakmıştır. Meal çalışması ise Mehmed Akif Ersoy'a verilmişti. Protokol Antlaşması ile görevi üstlenen Ersoy ve Yazır'ın en sıkı takipçisi Atatürk'tü.Özellikle Antlaşmaya koyduğu 2 madde Atatürk için çok önemliydi;

5- İtikadda ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer'i, hukuki, ictimai ve ahlaki hükümler açıklanacak.
6- Ayetlerin ima ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefi konularla ilgili bilgiler verilecek.Özellikle tevhid konusunu ihtiva eden ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetler genişçe izah edilecek.

''Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali'' ve ,''Hak Dini Kuran Dili''(10 Cilt) çalışması 1936 yılında 10.000 trajla basıldı.Bir çok esere imza atan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın sadece ,''Hak Dini Kuran Dili'' çalışması üzerine;
Altı yüksek lisans,
Bir doktora tezi,
300'e yakın Makale,
100 yakın senpozyum yapılmıştır.

27 Mayıs 1942'de Kalp yetmezliği yüzünden hayata gözleri kapayan Yazır'ın Kabri Sahrayı Cedit Mezarlığı'ndadır.


ESERLERİ:
Basılmış Olanlar:
Hak Dini Kur'an Dili, Metalib ve Mezahib, İrşadü'l Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkâf.
Basılmamış Olanlar:
Usûl-i Fıkıh'a ait bir eseri, Sûrîmantığa ait bir eseri, yarım vaziyette bir hukuk kâmusu, eksik dir divanı.

  Onur Özyilmaz    12 Ocak 2010 05:05   bayıldım! (2 puan) yorumla!(0 yorum)
Erol-Yemenoğlu

Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim Meali'nin ve Hak dini,Kuran dili tesirinin yanında okunması ve ciddiye alınması gereken felsefi bir eseride var o da muhteşem...Metalib ve mezahib....

  Erol Yemenoğlu    5 Eylül 2009 13:04   bayıldım! (0 puan) yorumla!(0 yorum)
Osman-Tuna-Gökgöz

Elmalılı kısmı Antalya'nın Elmalı ilçesinden geliyor bildiğim kadarıyla, tefsiriyle genel kitlenin de, akademisyenlerin de beğenisini kazanmış bir müfessir(tefsirci), Kur'an'la ilgili birçok Türkçe kitapta kendisine referans verildiğini de görebilirsiniz, tefsirinin elimizdeki hali ve meallleştirilmiş versiyonları hakkında Dücane Cündioğlu'nun ilginç tespitleri vardı, buraya yazmak çok uzun olur, ilgilileriyle paylaşılabilir o ayrı...

  Osman Tuna Gökgöz    2 Ocak 2009 20:16   bayıldım! (1 puan) yorumla!(1 yorum)
Salih-Zeki-Çavdaroğlu

Elmalılı'nın meali veya sahipsizliğin meali


Merhum büyük müfessir Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim Meali'nin çok sayıda basımları yapıldı. Şahsen bunlardan on iki farklı yayınevi tarafından yayınlanan baskıları tespit ettim.



Muhtemelen haberdar olmadıklarım da bulunmaktadır. Ne var ki bunlardan sadece bir basımı İslamoğlu Yayınları, 1993) eserin aynısıdır. Geri kalanları hazırlayan zatlar tarafından sadeleştirilmiştir. Bu durumda, adeta basımlar adedince farklı sayılabilecek metinler ortaya çıkmıştır. Geniş okuyucu kitlesi bundan haberdar değildir. Bunlardan herhangi bir basımı okuyan, Elmalılı'nın mealini okuduğunu zannediyor. Okuyucuların bir kısmı değiştirildiğini bilse de, bunun muteber tek sadeleştirme olduğunu düşünüyor. Oysa farklı Elmalılı neşirlerinin asli (orijinal) metinle ve diğer her bir meal metniyle aralarındaki fark, neredeyse farklı yazarlar tarafından yapılmış mealler arasındaki fark kadar fazladır. Bunun başlıca sebebi şu olsa gerektir: Sadeleştiren her yazar, niçin neşr ettiğinin gerekçesini teşkil etmesi için, kendisine göre yeni bir metin sunma ihtiyacı duymaktadır. Belki telif hakları mülahazaları da söz konusu olmaktadır. Bu da aynı eserin onbirinci, onikinci ilh. şeklini ortaya çıkarmaktadır. Bu tuhaflığa dikkat çeken fikir ve kalem erbabının olduğunu görmediğim için, bir tefsir profesörü olarak, konu üzerinde durmayı bir sorumluluk bildim: Allah'a karşı, ilim emanetine karşı, merhum müfessirimize karşı ve nihayet iyi niyetli okuyucu kitlemize karşı bir sorumluluk!

Her şeyden önce şunu düşümemiz lazım: Merhum müfessirimiz, mealini müstakil bir eser olarak mı kaleme aldı, yoksa tefsirinin bir parçası olarak mı yazdı? Acizane kanaatimce o, bağımsız olarak yayınlanıp okunmak üzere değil, tefsiriyle beraber okunacağını düşünerek hazırlamıştır. Bu kanaatimi oluşturan sebepler şunlardır: Evvelen: Bunu, meal hakkında tefsirinin önsözünde yazdıklarından çıkarmak mümkündür (Mesela şöyle der: Sonra mefhum tarzında bir meal yazmaya başladım. Meal: bir şeyi eksiltmek manasına da gelir (...) Bizim meal tabirini tercih etmemiz de bu eksiklikten dolayıdır). Saniyen: Mealinde sık sık kırık cümle, devrik cümle kullanır. Nitekim eseri sadeleştirenlerin, bu kullanışları, Türkçe yazı üslubuna pek uygun görmediklerinden böyle cümleleri yeniden kurduklarını görürüz. Salisen: Zaman zaman Türkçede kullanılmayan kelimeler kullandığını, Kur'an'ın aslındaki tabirleri aynen aktardığını, böylece ancak tefsir sayesinde anlaşılabilecek terimler kullandığını veya anlaşılması pek zor, mücmel (çok kısa) bir çeviri yapıp bıraktığını görürüz. (Az sonra mealinden yapacağımız bazı iktibaslar, aynı zamanda bu hususa da örnek teşkil etmektedir.) İşte bütün bunlar müfessirimizin, mealini tefsiriyle birlikte okunmak mülahazasıyla yazdığını göstermektedir.

Merhum'un meali böyle yazmasında, tefsirini ve mealini yazdığı senelerde Türkçe Kur'an iddialarının etkisi olmuş mudur? Bizce bu ihtimal söz konusu olabilir. Zira o dönemde bazı ünlü hafızların Türkçe tercümeler tilavet etme denemelerini biliyoruz. Ama bu ihtimal bir tarafa, şimdiki vakıa karşısında her birimiz kendimize düşen görevi yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Yayıncılarımız mealin aslını neşretmek isterlerse bunu yapabilirler. Zira bu, hiç değilse eserin müellifinin kaleminden çıkmıştır. Ama mealin mealini hazırlatıp yayınlamanın ciddi bir gerekçesi yoktur. Öyle anlaşılıyor ki yayıncılar, aslının anlaşılmasını sorunlu gördüklerinden onu neşretmek istemiyorlar. Fakat mealin mealinin mealini ilh. yayınlamak ve bunu Elmalılı M. Hamdi Yazır'a mal etmek, ciddiyetle bağdaştırılamaz. Belli ki bunu yapmanın gayesi, onun şöhretinden maddî yarar sağlamaktır. Gerçekten bu bir vebaldir ve bu vebali yüklenmekten kaçınmak gereklidir. Büyük müfessirimizi on-onbeş değişik kılığa sokmayı, hangi vicdan meşru görebilir? Az sonra iktibas edeceğimiz birkaç numuneden anlaşılacağı üzere bu sadeleştirmelerde, şimdi az kullanılan kelimelere yeni karşılık vermekle yetinilmemiş, üslup değişiklikleri yapılmş, hatta Elmalılının yazıp herkesin kullandığı Türkçe kelimeler bile bazen değiştirilmiştir. Bu değiştirmelerden haberi olmayıp, büyük alimin Kur'an Meali'ni dağıttırarak dine hizmet etmek isteyen bir kısım hayırseverlerin de basımları finanse ettikleri anlaşılmaktadır. Zira Kur'an mealini 1 YTL gibi sembolik bir fiyata dağıtma, bunu göstermektedir.

Ben makalemin sonunda -yer müsait olmadığından- yalnız bir ayet mealindeki farklılıkları iktibas ederek, ne derece değişik Elmalılı ile karşılaştığımızı ortaya koyacağım. Maalesef mealin tamamı için benzer değişiklik söz konusudur. Mealleri sadeleştiren zevatın adlarını yazmayacağım. Bunun yerine yayınevlerinin (makalemde yer verdiğim sekiz yayınevinden başka İşaret, Frekans, Motif ve Huzur -2. Farklı yayın-neşirleri de yapılmıştır.) isimlerini vererek meallere atıfta bulunacağım. Zira bu makalede işimiz şahsiyat yapmak olmadığı gibi, bu çalışmaları değerlendirmek ve eleştirmek de değildir. Maksadımız, usul olarak, değiştirme işini ele almaktır. Sadece şu temennimi dile getirebilirim: Bu zevatın mealin tamamını elden geçirip büyük zahmet çektikleri görülüyor. Bunu yapmak yerine, kendileri birer meal hazırlayabilirlerdi. İşaret ettiğimiz neşirler içinden, yalnız İslamoğlu Yayıncılık eseri aslında olduğu gibi yayınlamış, bazen ihtiyaç duyduğu açıklamaları parantez içine koymuş, bunları Elmalılının tefsirinden aldığı yerleri dipnotta göstermiştir. Bu da bizim, bu meali tefsirle birlikte okumamız gerektiğine dair fikrimizi pekiştirmektedir.

Hassasiyetlere dokunmadan, kimseyi kırmak istemeden sadece şunu ifade etmekle yetinmek istiyorum: Netice olarak: Özetlediğim bilgiler ışığında kanaatimce bu kitabı, neredeyse bütün cümlelerini değiştirerek yayınlamak, ilmen ve ahlaken doğru değildir. Makul gerekçesi olmadan yüz binlerce nüshayı isim satmak için yayınlamak büyük israftır. Bu işte dahli olan Müslüman Türk milleti mensupları olarak, lütfen bu ayıba son verelim.


Mealdeki değişikliklerden bir numune
A'raf Sûresi, 2-3. ayet:

Diyanet İş. Bşk. (1935-39, Asıl): Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin, mü'minlere de şu bir ihtar: Rabbinizden size indirilene ittiba edin, onsuz bir takım veliylere ittiba etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz.

İslamoğlu Yay. ,1993: Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin! (Mü'minlere de şu bir ihtar): Rabbinizden size indirilene ittiba edin (uyun), O'nsuz birtakım velilere ittiba etmeyin! Siz pek az düşünüyorsunuz

Huzur Yay., 1994: Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mü'minlere bir ihtar olmak üzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!

Azim Dağıtım, 1992: (Bu) sana indirilen bir kitap'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın. (Ey insanlar) Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Hikmet Neşriyat, 2006: (Ey Muhammed! Bu Kur'an) sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla (kâfirleri) korkutman ve mü'minlere öğüt vermen için (indirildi). Ondan ötürü göğsünde bir harac (darlık) olmasın! (Onlara de ki:) Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a ) tabi olun. Sakın O'ndan (Allah'tan) başka dostlara tabi olmayın. Siz ne kadar da az hatırlıyor (ve nasihat alıyor)sunuz!

Vera Yay., 2008: (Bu) kendisiyle (insanları) uyarasın diye sana indirilen bir kitaptır. Bundan dolayı göğsünde bir darlık olmasın. O, müminlere bir uyarıdır. Rabbinizden size indirilene uyun. Onun dışındakileri koruyucu edinmeyin. Siz çok az düşünüyorsunuz!

Şenyıldız Yay., 1997: Bir kitab ki, sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Bununla kâfirleri uyarıp mü'minlere de öğüt veresin! Rabbinizden size indirilene uyun! O'ndan başka birtakım dostlara uymayın! Sizler çok az düşünüyorsunuz.

Ayfa Basın, 2007: Bu bir kitaptır ki sana indirildi... Sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla (insanları) uyarasın... İnananlara da şu bir uyarı: Rabbinizden size indirilene uyun, onsuz birtakım velilere uymayın... Siz pek az düşünüyorsunuz.


(Başlıktaki ikinci meal hem akıbet hem de meal anlamında kullanılmıştır.)


PROF. DR. SUAT YILDIRIM -MARMARA Ünv. İlahiyat Fak. Tefsir Anabilim Dalı Bşk. (Emekli)
23 Aralık 2008, Salı
zaman

  Salih Zeki Çavdaroğlu    28 Aralık 2008 15:34   bayıldım! (2 puan) yorumla!(1 yorum)
- bu başlığı okumasitesi'ne ekleyen: Editör Cin

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır konusunda yorumun mu var?

bu sitede okuduklarını ve okumak istediklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.

kimler okumuş? (5)

görseller (3)

kategoriler