Bilge Karasu
Bilge Karasu okumak isteyenler (41)
| - Bilge Karasu okumuş 42 kişi var. verdikleri ortalama puan: 8.96 |
yorumlar, değerlendirmeler
- bu başlığı okumasitesi'ne ekleyen: Editör Cin
Bilge Karasu konusunda yorumun mu var?
bu sitede okuduklarını ve okumak istediklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
okumasitesi'ne üye olmak için buraya tıkla.
kimler okumuş? (42)
-
Thelma Buliz verdiği puan: 9
"süper bir şey!"
Buket Konur verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
söz verdiği puan: 8
"bomba gibi!"
Demir Ibanez verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"






göçmüş kediler bahçesi ve ne kitapsız ne kedisizi okudum ama tüm eserlerini okuyacağımı biliyorum tek tek... nasıl bir anlatımdır nasıl akla gelir! kıskandığım ender insanlardan biri!
en son geçende rastladım kendisine teşvikiye'de,füsun reis'i uğurlarken sözünü tutuyordu.daha uzaktaydı,kimseler farketmedi,görmedi.sadece ben biraz ölü olduğumdan.yorgun gibiydi,yorulmuş ölmekten.mendilini çıkardı,gözlerini sildi,füsun reis'e doğru salladı.çiçekler canlıydı,benden daha canlı.15 sene.usta?
Dün akşam, saat 8 suları. Yolum Cankurtaran'a düşecek. Bakırköy üzerinden. Trenle. İstasyonun çaprazındaki D&R'a uğruyorum. Aklımda, içime bir güneş gibi doğan e-edebiyat dergisi 'Mavi Melek'im düşürdüğü Bilge Karasu var. Birkaç saat öncesinde Facebook'taki iletim şöyle şekillenmiş: 'Daha önce neden Bilge Karasu okumadığını kendine soran ve mesela Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Göçmüş Kediler Bahçesi, Susanlar adlı kitaplarını merak eden var mı?'
Soru, kendime aslında. Yıllar yılı adını hep duyduğum ama bir türlü tanışmak nasip olmayan yazarlardan biri olarak kaldı bende Bilge Karasu. Uzaktan kurduğumuz bu dostluğu daha da ilerletmek için girdim kitapçıya.
Yukarıdaki üç kitabı sordum önce. Üçü de yoktu. Gece adlı eserini gözüm kesmedi. Hiç Karasu okumamış biri olarak, Karasu okumalarına bodoslama dalmak gibi bir şey olacaktı. Gözüme 'Kılavuz' ilişti. Tren hareket ettiğinde gözlerim satırlardaydı. Cankurtaran'da ineceğime Sirkeci'ye kadar gitmişim. Son durak. Binip geri döndüm. Hatta, bu hatamın bana birkaç sayfa daha okuma fırsatı verdiğine kimselere söylemeden sevindim bile.
İlişkiler. Garip, tuhaf ilişkiler. Yaşlı bir adama 'refakat' etmek için gazetedeki ilân üzerine Turunçlu nam mekândaki bir eve giden Uğur'un, yaşlı adam Mümtaz Bey, taksi şoförü İhsan ve o ilânı gazeteye veren Yılmaz Bey'le olan ilişkileri. Kitap hoşuma gitti. Henüz bitmedi. İnce bir şey olmasına karşın bitmesin diye ağır okuyorum. Nereye bağlanacak çok da merak ediyorum. Uğur, gördüğü tuhaf düşlerin etkisiyle kendini bir oyunun parçası olarak görüyor. Ama delirmek üzere, zira romancının deyimiyle: 'İşin tümü bir oyun belki, ama bu oyundaki taşlardan biri yalnız biri, neyi oynadığımı bilmiyorum. Oyundaki yerimi bilmek şöyle dursun birilerinin beni oynatıp oynatmadığını da kestiremiyorum.'
Her şeye rağmen Kılavuz, kendini kolay teslim etmeyen bir eser. Okura güçlük çıkardığı kesin. Bazı yerlerinde olayların akışı sizi dipsiz bir kuyuya atıveriyor. 'Bu da nereden çıktı?' deyip birkaç sayfa geriye döndüğünüz, bir yerlere not almak istediğiniz çok şey oluyor. Ama keyifli. Ama güzel. Bilge Karasu'ya böyle başlamak da benim adıma teşvik edici bir eylem oldu.
İyi ki kitaplar var!
Gocmus kediler bahcesi kesinlikle okunmasi gereken kitaplardan birisi. Su an Gece kitabini okuyorum ama ilk kitaptan sonra hayal kirikligina ugradim diyebilirim.
ne güzeldin giderken kanım, can parçam benim..
içimdeki kuş tünek değiştirdi..
yüreği durmadan dönecek misin?
uzun bir soluk ister anlamak, algısına dahil olmak. imgesine dahil olmakta öyle!
Bilge Karasu nun Gece sini okumuştum. Okunmaya değer. Sıkıcı gibi gelebilir ama tuhaf bişi var kitapta bırakamıyorsunuz elinizden bir türlü
gece.
Keşke üslubu güzel olsaymış da aha lan göz önünde değil ama süpper bi yazar lan bu deseymişiz. Dili tam bir cumhuriyet sonrası romantik anti geleneksel tarz. Bir de Kılavuz Romanı'nda i.neliğin kapılarını aralamıştır. Midem bulandı yine lan.
''Özgürlük
sınırlarla işlenmiş incecik bir oyadır,
aşk gibi,
dirim çığlığı,ele saygıdır;
yırtılmak bilmediği içindir
sık sık yakılması;
tuttugu yer,onu kullanmaktaki becerimiz kadardır hep...''